10 Temmuz 2026 Cuma

BİLİM-KURGU ÖYKÜ 5

TOHUM

Yüzey dümdüzdü, hayal edilemeyecek kadar geniş ve pürüzsüz. Göz kamaştırıcı beyazlık, uçuk pembenin, sarının, mavinin hafif geçişleriyle sonsuza değin uzanıyordu. Boşluk değildi, hayal değildi... Nesneler vardı ve onlarla atmosfer daha da uyumluydu. Yavaşça salınıp duran nesneler: Yukarıya, aşağıya, sağa, sola, havada asılı kalmış dev su damlaları gibi ağır ağır süzülüp dalgalanan...

İnsanların alışık olmadığı ölçülerde devasa ve tuhaf görünüşlü şeylerdi. Bildik yaşam biçimleriyle karşılaştırılacak şeyler değillerdi. Tecrübelerimizin dışındaki dünyalara ait varlıklardı. Her birisi onlarca kilometre yükseklikte, kilometrelerce genişlikte; gözü, kulağı, kolu, bacağı olmayan, sanki şeffaf, ışıklar yayan dev boyuttaki mikro hayvancıkları andırıyorlardı.

İncecik çıngırak sesleri yayıyorlardı yüzeye; öyle derinden, bazen melodik. Bu çıkarabildikleri tek sesti.

Düşünme ve iletişim esnasında nesneler parlak mavimsi ışıklar saçıyorlardı. Sürekli ışıldıyorlardı. Işık yaymayan nesne yoktu, onların dünyasında var olamazdı da zaten. Işıklar kimi zaman belli noktalardan doğarak hızla tüm gövdelerine yayılıyor, kimi zaman parlaklığı değişen farklı şekillerle azalarak birkaç noktada toplanıyor sonra tekrar dalga dalga yayılmaya başlıyordu. Bazen bir nesneden diğerine ışık akımı başlıyor, ışıklı gösteri tüm yüzeye ve tüm nesnelere aynı anda aniden yayılabiliyordu.

Parlak derilerinin altında milyarlarca ipliksi sinir yapısının arasında çok açık, pembe renkli bir sıvının akışı sezilebiliyordu. Hafifçe sarıya kayan daha parlak bir bölge ise nesnelerin beyniydi ve gövdenin yarısından fazlasına yayılmıştı. Bundan başka da hareketi hissedilebilen bir organ gözükmüyordu.

......

Beyinlerini tamamına yakın bir kapasite ile kullanabilen milyonlarca nesne...

İçinde yaşadıkları atmosferi koruyabilmiş üst nesneler...

.....

Şaşırtıcı bir şey oldu: Çok hafif bir rüzgâr esintisi hissettiler. Nereden geldiğini bilemedikleri bu tatlı esinti bildik dünyalarını hiç tatmadıkları duygularla doldurmuştu bir anda. Bir başkalık ve bir hareketlenme seziyorlardı. Bütün nesneler her zamankinden gitgide daha hızlı salınmaya başlamışlar hatta bazıları dans eder gibiydiler, çılgınca sayılabilecek hızlı taklalar atanlar da vardı. Bu taşkın bir sevinç gösterisiydi onlar için ama yine de öyle aheste ve acelesiz idiler ki. Belli belirsiz renk değiştirenler bile vardı. Renk değiştirme kodunu iki milyar yıldır kullanmadıklarına dair bilgi aktarıldı her birinden diğerine. Çok hoşlarına giden harikulade bir durum yaşıyorlardı.

Bir sonbahar yaprağını bile yerinden kıpırdatamayacak kadar küçük bir esintinin varlığı, istekleri ve iradeleri dışından bir güç ile karşılaşma aşamasında olduklarını işaret etmekteydi.

Milyarlarca yıl bekledikleri şey gerçekleşmeye mi başlıyordu yoksa?

Kendi aşamalarındaki mümkün olan her şeyi tanımıştı bu nesneler. Gelişim ve değişim meşakkatli, sancılı, yavaş olmuştu, milyarlarca yıl almıştı ama başarmışlardı sonunda. Üst nesne olmanın keyfini sürerlerken, akıllı, hoşgörülü, sakin ve gururlu varlıklardı.

Nesneler yedi milyar yaşındaydılar. Dört milyar yıl boyunca maddeselliği yoğun bir yaşam sürmüşler,  son üç milyar yıl boyunca da edindikleri bilgileri düşünsel ve düşsel bir yaşam sürecine dönüştürmüşlerdi. Kendi dünyalarını hatta evrenlerini kendi içlerinde yaratma yolunu seçmişler, her biri kendi içerisinde mükemmel evren modelleri tasarlama telaşı ve iradesi ortaya koymuşlardı.

Birbirleriyle düşünce aktarımı yoluyla iletişim kuruyorlardı. Özgün yeni kodlar hemen diğerlerine iletilmekteydi. Beyinlerinde sakladıkları kod sayısı kırk dokuz haneliydi ve kodların diziliş sırası her birinde farklıydı. Ama bu anlaşabilmelerinde ve kendilerini daha da geliştirebilmelerine engel olan bir durum değildi. Doğruyu bulmak için bütün bireyler üretime katılıyor, birbirleriyle iletişim kurarak bilgiye ortak oluyorlardı. Bazı sorunlar ancak böyle çok boyutlu, çok katılımlı çözüme kavuşturulabiliyordu çünkü. Bundan iki milyar yıl önce nesneler şu kararı almışlardı: "Bir düşünce kodu yanlış ve de uygunsuz da olsa tartışılacak, doğruluğu test edilecek ve geçmiş tüm kodların ışığında değerlendirilerek ortak koda bağlanacak, evrensel davranışa sunulacaktır."

Düşünce alışverişleri öyle yoğun ve derindi ki yavaş devinimlerinin gerisinde milyarlarca kod akmaktaydı birbirlerine. Yaşamlarının son noktasına kadar da devam edecekti bu gizemli ve görünmez faaliyetleri.

Nesneler esintiye kendilerini bırakmışken aynı anda durdular.

Belirli noktada büyük bir hızla yoğunlaşıp iç içe milyonlarca çember oluşturdular. Çemberin ortasında çok farklı, çok küçük bir nesne duruyordu. Evet...

"Atmosferimize misafir nesne gelmiştir," bilgisi iletildi ışıktan da hızlı.

Beyin bölgeleri parlak turuncuya dönerken hızlı hızlı dairesel ışık atımları yapıyorlardı.

Sessizce bekleştiler...

Kaynağını bilemedikleri bir ileti ile irkildiler. Dış ses şöyle seslendi: "Kaynağı gizli boyuttan atmosferinize X grubundan bir tohum gönderilmiştir. Başlangıç maddeciği... Bir cevizin milyarda biri büyüklüğünde..."

Nesnelerin beyni, cevizin farklı bir aşamanın botanik çeşitliliği içerisinde bir ağacın meyvesi olduğunu anında ayırt etti, boyutları oranlandı ve dış sesin bahsettiği şeyin ölçüsü eğlenceli bir yöntemle belirlenmiş oldu.

"Nasıl bir başlangıç?" diye karşılık verdi nesneler.

Dış ses: "Beyin kapasiteniz ve kod sayınız, tohumun atmosferinize gelişiyle tamamlanıyor. Biliyoruz ki sizler 'Atmosferinizi koruyarak' kapasitenizin yüzde doksan dokuzunu kullanabilen yetkin nesne seviyesine ulaştınız. Beyninizin geri kalan yüzde birlik kısmını kullanamayacağınızın ve bu kısmın kendi boyutunuzda çözülmezliğinin farkında olmalısınız. Ve şimdi sona yaklaşıyoruz memnun duygularla yerinizi bu tohuma bırakacaksınız.

Nesneler: "Diğer boyutlarda çözebilme şansımız var mıdır ve hem nereye gidiyoruz?"

"Her beyinde var olan bu kısım ancak en üst düzey varlık bilgilerini taşır. Bunu kimsenin çözebileceğini düşünmüyoruz, hatta bir bilenin olduğunu da düşünmüyoruz. Bu, beyin sahibinin iradesi ve boyutu dışındaki nedenlere dayanmaktadır. Nereye gideceğinize gelince: Başlangıçlar ve bitişler vardır atmosferinizde, geçeceğiniz boyutta ise yalnızca başlangıçlar."

Dış sesin sözleri çok hoşlarına gitmişti nesnelerin. Tanışacakları, değerlendirecekleri, bağlantılar kuracakları değerli bilgiler potansiyeline kapıların açılmasına çok sevinmişlerdi. "Düşünmüyoruz derken yalnızca kendinizi değil kendi evreninizdeki herkesi kastettiğinizi anlıyoruz ve bize seslenenin bir nesne değil herkes olduğunu düşünüyoruz. Sizlerde bizler gibi benzer süreçlerden geçmiş olmalısınız."

"Evet."

"Tohumun nereden ve nasıl gönderildiğini bilmiyoruz ama tohum ile birlikte uzun ve zahmetli bir varoluşun yeniden başlayacağını biliyoruz..." diye karşılık verdi nesneler.

Dış ses: "Hazır mısınız?"

Aynı anda: "Hazırız!"

Gelmiş geçmiş tüm zamanlarda yalnızca bir kez yaşanabilecek gizemli olayın aşkın duyguları coşkulu, seyredilesi görüntüler oluşturuyordu. Oluşturdukları çemberler birbirlerinin zıt yönlerine hareketlenmeye ve salınmaya başladı. Çıngırak sesleri en üst seviyeye çıktı. Özgün biçimlerini artık denetimde tutmuyorlardı. Yumuşak sedefsi bir doku gövdelerini yavaş yavaş kapladı. Her birisi ayrı bir ışık kaynağı gibi parlamaya başlamışlardı. Uzayıp inceliyor, sağa sola yatıyorlar ve bu dalgalanmalar oluşturdukları çember düzeninden içeriden dışarıya, dışarıdan içeriye doğru senfonik bir ritimle yayılıyordu. Onlar birer üst nesneydi ama yaşadıkları bu anlar onlar için de muhteşemdi ve inanılmazdı, yürekleri kıpır kıpırdı. Şeffaf, inci benzeri kabarcıklar belirdi gövdelerinin yukarı kısımlarında gözyaşı gibi…

Atmosferde gözlenen renk değişimi nesneleri susturdu. Beyaz koyulaşıyor, başkalaşım yapılanmaya başlıyordu.

Dış ses: "Bu bilgiler çok gizlidir... Siz başardınız... Yeni boyutta XX grubunun özü olarak yaşamaya başlayacaksınız. Şimdiki aşamanın üst bilgi seviyesi yeni boyutta alt seviye olarak kabul edilmektedir. Yeni boyutta bir önceki aşamadan gelindiği bilinmeyecek yalnızca silik ama hoş hatırlamalar sağlanacaktır. Yeni boyut tüm grupların ilk buluşma noktasıdır. Bekleme süresi göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süre hissidir. Bu bilgiler gelişme seviyeniz yetkinlik düzeyine ulaştığı için size verilmektedir."

Dış ses devam etti: "Yeni tohum 'Yeryüzü' denilecek yerde farklı türün oluşumunu sağlayacaktır. Yaşam şartlarında beyin gelişme ve geliştirme potansiyeli mevcuttur. Atmosferlerini koruyarak yetkin nesne seviyesine ulaşabildikleri takdirde onlarda sizin gibi üst aşama buluşma boyutuna gönderilecektir. Ve bu ancak bilinçli ve ölçülü yaşam biçimi ile mümkün olacaktır. Bu sizin aşamanız için de geçerli bir ölçüttü. 'Akıllıca davranmak' yeryüzüne uygun bir deyimdir.

Şimdi yükseleceksiniz ve hep bir araya geleceksiniz. Yeni bir tohum oluşturacaksınız. Önemli... Birleştirme kodu başka beyinlerin marifetidir. Önemli son bilgi... Farklı güçler bizleri yönlendirmektedir... Önemli... Biz de sizin gibi aşamalardan geçtik."

Nesneler hayretler içerisinde kaldılar ama tepkileri hafifçe gülümseme oldu. Sonra tohuma ilk, kendi dünyalarına son mesajı gönderdiler: "İyi şanslar."

Çemberlerden oluşan kütle yükseldi, yükseldi. Göz açıp kapayıncaya kadar kısa sürede dış çemberlerden içeriye doğru güçlü bir parlamayla ve patlamayla ufacık noktada birleşerek kayboldu.

Boşluk daha da kararmaya ve soğumaya başladı. Toz bulutları belirdi devasa; kimisi yoğunlaşıp toplandı ve parlamaya başladı, kimisi daha da yoğunlaşıp kayboldu. Işık ve madde gizemler eşliğinde evreni doldurdu. Yüzeyler oluştu renk renk, sıcak, soğuk, katı, akışkan...

Yeni tohum hiçbir şey olmayacakmış gibi herhangi bir yerde tek başına duruyordu...

Atmosfer kızıla dönmüştü. Boğucu bir rüzgâr esti, yeri göğü inleten şimşek çatırtısı duyuldu, yağmur taneleri sıcak toprağın üzerindeki tohumu acımasızca dövmeye başladı...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SİTE İÇERİĞİ Fantastik, aykırı, psikolojik, varoluşçu, bilim-kurgu öyküleri... KÖSTEKLİ SAAT  (PSİKOLOJİK) RÜYA FOTOĞRAFLARI  (FANTASTİK) KÜ...