MASUMİYET
Hoş
bir bahar sabahı dışarısı ve kızın odası bahar ışıltılarıyla doluydu.
Kırpıştırdığı
gözlerini ılık bakışlarla açtı. Güzel gözleri, çiçeklerin mavi rengiyle
sürmelenmişti sanki. İpeksi saçlarını okşarken, parmaklarına dolayıp uzun
kirpiklerine yaklaştırdı. Havayı kokladı derin derin. Beyaz teninden yorganına
sinen, dalga dalga yayılan tazeliğinin kokusunu içine çekti. Ne kadar hoştu;
vücudunun her kıvrımı diri çiçeklerin çekiciliğini andırıyordu, göğüsleri daha
dolgundu ve büyümüştü geçen aya göre.
"Ben
çok güzel bir kızım," dedi hafifçe gülümserken. "Bir tanrıçayım, evet
öyleyim. Kulağımın kıvrımları bile onları köle etmeye yeter. Dinletemediğim
sözüm yok, elde edemeyeceğim erkek yok! Harikayım, kusursuzum!.."
Biraz
yana dönerek, kolunu yataktan aşağıya sarkıttı. Gözleri, baharın parlaklığında
olabildiğince güneşe güldü. Bir eliyle göğsünü tutarken, sarkıttığı eliyle de
halının üzerinde parmaklarını gezdiriyordu. Önce halıya bir "T" harfi
çizdi, sonra da "E". Geçmiş sevgililerinin isimlerinin baş harflerini
yazıyordu. Şimdiki sevgilisinin "M" harfini çizerken, ani bir çığlık
ve acıyla irkildi. Doğruldu ve acının nedenini anlamaya çalıştı.
Hemencecik benzi solmuştu, nefesi titriyordu. Küçük bir cam parçası parmak
ucuna saplanmış, bir damla kan gelincik renginde tomurcuklanmıştı. Ağlamak
istiyor, hiç işitmediği tuhaf sesler çıkarıyordu. Bir ara bayılacağını zannetti
ama bayılmadı.
Bir
kaç saat sonra kız, sevgilisine (isminin baş harfi "M" olan) nazlı
gözlerle yaralı parmağını öptürdü. Oğlan kızın derdine deva olabilmek için
dakikalarca dudaklarını, saatlerce sözlerini sarf etti. Onun acısının kendi
acısı olduğunu söyledi, onun sevincinin kendi sevinci olduğunu söyledi. İkisi
de kıvanç ile dolup taştılar.
Gece, kız
yatmak için odasına geldiğinde, yatağını bugün de toplamadığını hatırladı.
Yalnızca yatağı değil odası da darmadağınıktı. Halıyı temizlemesine rağmen
yerde hâlâ cam parçaları parıldıyordu. Annesine düşürdüğünü söylediği vazoyu,
bir kıskançlık ve öfke krizinde üç gün önce yere fırlatmış, kırılan vazonun
parçalarını itinasız bir şekilde temizlemeye çalışmıştı.
"Kıskanç
ve asiyim," diyerek yatağına uzandı. "Ama çok güzelim." Havayı
ve yastığını kokladı. İsminin baş harfi "T" olan sevgilisini düşündü.
Acaba "M" kendisini nasıl teselli ederdi diye hayallenirken sarılı
parmağındaki sızıyla uykuya daldı.
Sevgililerinin
kendisi için düelloya tutuştukları bir rüyayı görmeye başladı... Bir ruh
sakinliğinde uyurken öyle masumdu ki...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder